1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | İletişim 20 Ağustos 2011 Cumartesi 16:47
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Roni Margulies SOLDUYU 20.08.2011
Roni Margulies
İnanılmaz bir basiretsizlik
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik Roni Margulies - İnanılmaz bir basiretsizlik
Roni Margulies köşe yazılarını web sitenize ekleyin

PKK ne istiyor? Neyi niye yapıyor? Ne yapmaya çalışıyor?

Herkes bu sorulara cevap arıyor. Memleket bunu tartışıyor.

Ve tartışmaların büyük çoğunluğu temel bir varsayımdan yola çıkıyor.

Varsayım şu: Haziran ayında sorun yoktu, her şey çok iyi gidiyordu, emin adımlarla barışa doğru yürüyorduk. Sonra PKK durup dururken, gereksiz yere saldırmaya başladı, her şey berbat oldu.

Bu varsayımla başlayınca, barışı kimin baltaladığı, her şeyi kimin berbat ettiği zaten baştan belli.

Ve tartışma, “Barış için ne yapmak gerek” sorusunu bir yana bırakıp “PKK barışı engelliyor, acaba niye engelliyor” sorusuna odaklanıyor.

Soru böyle sorulunca, cevabı baştan bellidir.


Tüm yazarları, genel yayın yönetmeninden çaycısına kadar tek tek her çalışanı Kürt halkının tüm haklarını savunan
ve Türk basınında bu hakları sonuna kadar savunan tek gazete olan Taraf gazetesinde bile, verilebilecek olan cevap baştan bellidir.

Birinci cevap: PKK derin devletin, Ergenekon’un, JİTEM’in veya benzer bir kurumun taşeronudur ve bu kurumun amaçları doğrultusunda barış istememekte, memlekette kargaşa olmasını istemektedir.

Bu cevabın biraz daha hafif bir alt biçimi: Derin devlet ve/veya benzer bir başka kurum PKK’ye sızmıştır, PKK’yi bu kurumun amaçları doğrultusunda yönlendirmektedir.

İkinci cevap: Kürt halkının çıkarları PKK’nin umurunda değildir, örgüt zaten Kürt halkının azınlığının desteğini ve oylarını almaktadır, PKK kendi örgüt çıkarları için hareket etmektedir.

Dün, örneğin, Kurtuluş Tayiz şöyle yazmış:

“Örgütün gerçek amacı Güneydoğu’da Kürtler için değil, daha çok PKK için özerk bölge yaratmaktır. Yoksa, istenen demokratik özerklik olsaydı, bu kadar büyük kıyamet koparmaya, şiddeti bu kadar tırmandırmaya hiç gerek yoktu. Asıl mesele PKK’ya özerk bölge oluşturmaktır. Örgütün hayalini kurduğu şey, büyük bir savaştan küçük bir iktidar alanı çıkarabilmek.”

“Haziran ayında sorun yoktu, her şey çok iyi gidiyordu, emin adımlarla barışa doğru yürüyorduk. Sonra PKK durup dururken, gereksiz yere saldırmaya başladı, her şey berbat oldu” varsayımından yola çıkınca, “Bugünkü duruma niye geldik” sorusunun bu iki cevaptan başka bir cevabı olamaz.

AK Parti hükümeti bu savaşı kazandı.

Silahlı savaşı değil, propaganda savaşını.

Kamuoyu varsayımı kabullendi: Barış olacaktı, olamıyor, çünkü PKK barış istemiyor. Suçlu, PKK.

Bu durumda tek çare kaldı. Savaşmak, Kandil’i bombalamak, PKK’yi yok etmek.

Bugün gazete manşetleri şöyle: “228 hedef vuruldu”, “Vurucu güç şart”, “Haine uyku yok”, “Bitene kadar devam, “İnleri yerle bir”.

Bu arada, fırsat bu fırsat, PKK’yi yok ederken BDP’yi de aradan çıkarıveririz. Yine
manşetlerden: “BDP’ye uyarı”, “Ayrıysanız ayrı durun”.

Ne yalan söyleyeyim, varsayım kamuoyunda bu denli yaygın kabul görmüşken, yer gök savaş tamtamlarıyla inlerken, çatlak ses çıkarmak biraz zor.

Zaten tamtamların sesinden başka ses çıkmasın diye tehditler en baştan savruldu bile. Kaç kişinin tutuklanacağının rakamları bile verildi.

Ben yine de iki küçücük noktaya dikkat çekmek isterim.

Birincisini Ahmet Altan dün ifade etmiş:

“AKP’nin Kürt meselesinde çok fazla oyalanması, son adımı bir türlü atamaması, referandumda bu halkın kendisine açtığı büyük krediyi, inanılmaz bir basiretsizlikle genel seçimlerde ulusalcı bir dille harcaması, savaş isteyenlere büyük olanaklar yarattı.”

Demek ki, yaygın varsayımın aksine, haziran ayında sorun vardı, her şey çok iyi gitmiyordu, emin adımlarla barışa doğru yürümüyorduk. Oyalanıyorduk. Basiretsizlik ediyorduk.

Sormak gerekmez mi? AKP oyalanmasaydı, son adımı atsaydı, ulusalcı bir dil kullanmasaydı, inanılmaz bir basiretsizlik etmeseydi, bugün geldiğimiz noktaya gelir miydik?

Bilmem. Ama belki de gelmezdik.

Belki de bugün gerekli merciler masa başında oturmuş, barışın koşullarını konuşuyor olurdu.

Olmamalarının suçlusunu biraz daha derinlemesine düşünmek gerekmez mi?

Dikkat çekmek istediğim ikinci nokta da şu.

Ben sayamamıştım, Cumhuriyet’te Cüneyt Arcayürek yazmış: “45 günde 45 şehit”.

Kandil’in bombalanması, 228 hedefin vurulması, BDP’nin tehdit edilmesi sonucunda bu rakam azalacak ve sıfıra düşecek mi? Yapılan her şeyin amacı bu olmamalı mıdır?

Savaşarak mı sıfıra düşer bu rakam, barış masasına oturarak mı?


ronmargulies@btinternet.com

 

Diğer Roni Margulies Makaleleri:
  1. İnanılmaz bir basiretsizlik - 20.08.2011
  2. Mesafe koymayanlar - 17.08.2011
  3. Kahraman Türk-Kürt esnafı - 13.08.2011
  4. Memlekete faşizm getirmek zormuş - 10.08.2011
  5. Kim modern, kim değil - 06.08.2011
  6. Kim koruyacak şimdi bizi - 03.08.2011
  7. Norveçli faşist Türk faşist - 30.07.2011
  8. Bombacı eşittir Müslüman - 27.07.2011
  9. Kimi eleştirmeli - 23.07.2011
  10. İmha, inkâr, katliam, kültürel soykırım - 20.07.2011
  11. Doğum günün kutlu olsun Apoyevmatini - 16.07.2011
  12. Konuşursam herkes yanar - 13.07.2011
  13. Barselona ve Tahrir, İstanbul ve Şam - 09.07.2011
  14. Çarşı her şeye karşı - 06.07.2011
  15. Kot pantolon ve ‘Bağımsız Türkiye’ - 02.07.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Kandil Kriptoları-1
  Kandil Kriptoları-2
  GÖREVİNİZDEN KAÇAMAZSINIZ
  İfadeler aynen devam ediyor
  Galatasaraylıların tepkisi fazla gelmiş
  Daniel Güiza hiçbir şey vermeden geri döndü
  Lugano hazırlık kampına katıldı
  Umarım Engin ders almıştır
  Falcao Madrid’de
  Türkiye’de örtük bir elitizm var
  Bunlar da en prestijli Avustralya Oscarları
  Ekrem Bora’nın durumu iyi
  Can Baba’nın mezarı paramparça
  İşte budur insanoğlunun çaresizliği
  Don Kişot Bodrum‘a uğradı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 20.08.2011
Alaturka sosyalizm savunucusu olarak ben!
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 20.08.2011
Bir ümit
YA DA
Yasemin Çongar - 20.08.2011
Mezbaha tezgâhına mânâ katmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 20.08.2011
Öyle ağırdı ki eli
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 20.08.2011
Amasız, fakatsız demokrasi
VAZİYET
Demiray Oral - 20.08.2011
Savaş da yaparım, açılım da
VAZİYET
Demiray Oral - 20.08.2011
Savaş da yaparım, açılım da
AÇILIM
Emre Uslu - 20.08.2011
Abdullah Öcalan: ‘PKK Onursal Başkanı’
BU YAKA
Rengin Soysal - 20.08.2011
‘Lili Marleen’ nasıl unutulur
AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ
Ümit Kıvanç - 20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 20.08.2011
Sandığı keşfetmek
YERİN YEDİ KAT ALTI
Ferhat Kentel - 20.08.2011
Altın madeninin dili, savaşın dili
SOLDUYU
Roni Margulies - 20.08.2011
İnanılmaz bir basiretsizlik
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 20.08.2011
Federasyon başkanı olmak ister miydiniz
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 20.08.2011
İşlemci lavaboda...
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 20.08.2011
İspanya’nın ‘Anadolu Çocuğu’ Güiza
YENİ RAMAZANLAR
Ramazan Rasim - 20.08.2011
Ramazan fırsatçıları
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Roni Margulies - "İnanılmaz bir basiretsizlik" başlıklı köşe yazısı
20.08.2011 16:47:19